lokosit (ya da bir terimin gelişimi)

Temmuz 12th, 2011

Mekteb-i Tıbbiye-i şahane’de

Küreyvat-ı beyza idi o terim;

Askeri Tıbbiye oldu, gene de

Aynı ıstılaha devam ederim;

Ne vakit ki, dil devrimi geldi,

Ona artık “akyuvarlar” derim.

Ve de gavurcaya aferin!..

En sonunda buna “Lokosit” derim.

Fettullah’ın niyeti

Temmuz 9th, 2011

Sanki Mahmutpaşa işportacısı,

Fettullah’tır ve işin en acısı

Buluyor sahte olan incileri;

Topluyor çevresine dincileri

Ve de gemlenmiyecek tek niyeti

Demokrat Türk İslam Cumhuriyeti.

Dizeler

Temmuz 4th, 2011

Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkit ne bilir!..

Mübtela-yı gama sor kim “geceler kaç saat?”

R.T.E.—İncileri

Haziran 28th, 2011

Kiseye faydalı olmaz, bu gereksiz inciler;

“Varak-ı mihr-i vefayı kim okur; kim dinler!..”

                                            I. İnci

“Anamız ağlıyor, pazarda!..” diye

Şikâyet etmek isteyen çifçiye,

“Ananı al da git!..”dedi Tayyip;

Başbakana yakışır mı? Ne ayıp!..

                                          2.İnci

Erdoğan gitti,çadırda kaldı;

Ve de ondan bi’madalya aldı;

“Nato’nun ilgisi yok!” dedi durdu;

Sonra Nato uçağıyla   vurdu.

                                   3. İnci

Sonra “Çılgın Proje” oldu Kanal:

Bosfor a bir paralel açtı, sanal;

Marmara-Karadeniz birleşecek,

Bu kanaldan tankerler geçecek…

                                   4. İnci

Kanalı çok çabuk unuttu basın;

Dedi “Kuracağım bu şehri, yazın”

Daha pek çok palavralar atacak;

Herkesi birbirine katacak…

                        5. İnci

Sanata ermediğinden aklı

Heykeli hiç beğenmedi; Haklı!…

Bu nedenle ona “Ucube!..” dedi;

Ve de heykel  dilimlenip gitti.

                6. İnci

İncinin sahtesi tam Ankara’da;

Guya yeni bir şehr kuracakmış burada.

Kimbilir, belki deniz de getirir;

Böylece Borfor’u tümden bitirir.

                          7.İnci

Sadrazamın biri çıktı Boğaz’da bir geziye;

Bu sebeple biniverdi çok eski bir gemiye;

Eski harfle bir levhayı okur yanındakilere:

“Kammare hu lerede mimmenu hu adere”

Bir yolcu baktı, dedi “Doğrusu da budur:

Doğru ve kısa” Kam’arada yat’mak memnudur”.

D U A !..

Mayıs 13th, 2011

Ağzıma etti bu “Radyo-Terapi”!..

Yetiş imdâdıma Ya Rabbî!..   

                      ***

Var olan sağlığımı etti harap;

Olayım, bir daha yaptırsam harap;

Ayni, içmiş gibi bir fıçı şarap

Bedenim sanki de partal bi`çorap.

                           ***

Kalmadı ortada hiç zevk-ü tarap (=Eğlence);

Eski sağlıklı Senih sanki serâp;

Köhnemiş gövdesi olmadan türâp,

Onu kurtar bu azaptan Yâ Rap’…

                                    ***

Pek güzel ses veriyorken bu rebap(=Çalgı),

Hiç te göstermeyerekten esbâp

Kapatıldı müziğe içimdeki bâp

Onu kurtar bu azaptan yâ Rap

Bir Nazire

Mart 6th, 2011

Yaş seksenbeş; yolun tamamı eder;

Hugo* gibi, sonundayız ömrün;

Ömür boyunca var olan cevher

-Ağlamak, sızlamak beyhûde bugün-

Gözünün yaşına bakmadan gider.

                              ###

Saçlarıma kıran mı girdi, nedir,

Allahım!.. Benim mi bu buruşuk yüz?

Ya gözler altındaki buruşukluklar…

Yıllar yılı dost bildiğim aynalar

Neden böyle ihtiyar gösterirsiniz?..

                             ###

Zamanla, nasıl yaşlanıyor insan!..

Hangi resmime baksam ben değilim;

Nerde eski günlerimdeki heyecan?..

O, çizgisiz yüzlü adam bana benzemez;

Yalandır kaygusuz olduğum zaman.

*=1800-1885

Aşk Sevgi veee Kitaplar

Şubat 17th, 2011

                                      

            “Tutkulu Sevgi”de bir cinsellik

            Var ise “Aşk” ona denir sanırım;

            Messalîna, en iyi örnektir;

            Hem de seksî bakım´dan  tektir.

            Oysa bir de “Platonik aşklar” var;

            Kimi Mecnun bunu  çöllerde arar;

            Kimisiyse arar´ dağda, belde;

            Oysa Leylâ’sını görür El’de.

              Özetlersek , bu AŞK belâlı bir iş;

              Aklın varsa git, kitaplarla seviş.

            Bulacaksın onlarda “Aşk’ı, Meşk’i”;

            Diyeceksin “Genciken keşfedeydim keşki!..”

Reyhan’a

Ocak 27th, 2011

                       Her tebessüm bi´pirzolaya bedel;

                       Hadi Reyhan!.. Çabuk iyleş, bize gel!..

                       Şöyle bir zevkli briç oynıyalım;

                       Senden, üç-beş kuruş para alalım.

                        

YASAMA,YÜRÜTME,RARGI,SİLAHLI KUVVETLER

Ocak 27th, 2011

               

                          Millete belli etmeden sıkıyı,

                          Bertaraf etmedir hüner yargıyı;

                          Yürütme, zâten elinde tümden,

                          Sıgarayla yasaklıyor rakıyı.

                                                          *

                           Ve son arzû: “Silâhlı kuvvetler

                           ”Etkisiz hâle gelmeli; bu yeter!”

                           Diyerek polisi çoğaltmadalar;

                           Bu yapar herşeyi daha da beter.

                                                            *

                            Tüm bu uğraş, bir iç harbe

                            Sebebiyet´ vermesin ve bir darbe

                            Olmasın diye; çünkü bu ulusun

                             Yüzü dönmüş´olmalı Garbe. 

                        

Tercüme-i hâl (=Yurdumuzdan Gerçekler)

Ocak 21st, 2011

    

     Şu “insan vücûdu” ne ilginç yapı:

     En önce tabiat açar bir kapı;

     Oradan girerken gülüp aplayıp

     İşersin, sıçarsın; sayılmaz ayıp.

                                          *

     Kiminin hayatı sürer bir asır;

     Kiminin bi´kaç yıl… Gariptir bu sır.

     Birini seversin; o, bakmaz sana;

     “Karşılıklı sevdâ” lâfa münhasır.

                                          *

     Okullarla dertler beraber gelir;

     Ne yapsan, öğretmen, sana yüklenir:

     Konuşsan bi´suçtur ve gülsen bi´dert;

     “Ne tembel, yaramaz çocuk bu!..” denir.

                                            *

     Eğer tâlihin varsa, bir iş bulur;

     Altmışbeş yaşında emekli olur:

     Tam “Artık rahâtım!” diye söylenir,

     Vücûdu “Pes!.. eyler; bir anda ölür.

                                        *

     Genelde bir insan hayatı budur;

     Bizim yurdumuzda biraz fark olur:

     Yaşam başka türlü sürer ülkede:

     Her insan meşakkat çeker ve ölür.

                                    *****